Irkçılıkla mücadelede tarihe damga vuran Amerikalı siyasetçi Malcolm X, “Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır” derken şüphe yokki Amerikan toplumunun yüzyıllardır yüzleştiği bir yarasına parmak basmıştı. Kendi ırkını üstün görme hastalığından kurtulamayan Batı dünyası, bunu antropolojik bir teoriye oturtarak üstün ve aşağı ırkın sınırlarını çizmişti.[i] Bu tezlere göre kafatasları dolikosefal, brakisefal ve mezosefal olarak adlandırılmɪştɪr. Tipik Avustralya yerlileri Aborjinler ve Güney Afrika yerlileri dolikosefal sınıfɪnda kaydedildiler. Avrupalı ve Çinlilerin ise seksen ve üzeri endekse sahip kafatasları geniş ve kısa olanlar brakisefal olarak adlandırıldɪlar.[ii] Bu sınıftaki kafataslarınɪn daha çok Türkler, Moğollar ve Nikobar adaları yerlilerinde görüldüğü iddia edilmektedir. Bu ilmi çalɪşmalarɪn kabul edilemez tarafɪ arkasɪnda ɪrklar üstünlüğüne dayalɪ bir ideolojinin yatmasɪdɪr. Hatta bu teorileri ortaya atanlara göre Güney Afrika’da Khoikhoi asıllı bir yerli kadın Sarah Barthmaan, geniş ve büyük vücud ölçüleri yüzünden insanla maymun arasındaki ara ırktan olduğu düşünülerek sirklerde gösterilmek gayesiyle Fransa’ya getirilmiş ve genç yaşta öldülğünde kadın organları Paris’teki insan müzesine konmuştu. Takriben 150 sene müzede sergilenen organlarɪ uzun seneler protestolardan sonra 2008 yılında Nelson Mandela tarafından Güney Afrika’ya getirtilerek Cape Town’da doğduğu topraklara verilmişti.[iii] 1962 yılında Profesör Carleton Stevens Coon ɪrkçɪlɪğɪ bir hakikatmiş gibi ortaya koyarak yaratılan insanların ırka göre birbirinden üstün olduğununa dair teoriler ortaya attı. Esasında Batının Afrika sömürgeciliğinin altında bu yaklaşım yatar.[iv]

100 yɪl önce Avrupa’da siyahiler sirklerde bir yaratɪk gibi gösterilirken Türkiye’de aynɪ şartlarda her birey gibi yaşayɪp eğitim görüyorlardɪ.

Batı dünyasında bunlar olurken Osmanlı Devleti Batı’nın ikinci sınıf insan olarak yaftaladığı hatta 1950’lere kadar Avrupa’da sirklerde gösterdiği insanların vatanı Afrika’da okullar açarak yerli halka eğitim olanaklarɪ sağlɪyordu. 1863 yılında İstanbul’dan Cape Town’a gönderilen İslam alimi Ebubekir Efendi bu uğurda hayatını Afrikalı müslümanların hizmetine vakfederek ölüm yılı 1880 senesine kadar Güney Afrika’da yaşadı ve öldü. Ebubekir Efendi’nin Güney Afrika’da doğup büyüyen oğlu Hişam Nimetullah Efendi 1903 yılında Cape Town’da yaptığı bir konuşmada kendilerine uygulanan İngiliz güdümlü ırkçılığı şöyle anlatıyordu:

Beyefendiler, Beni başkanınız olarak seçmenizden ötürü sizlere müteşsekkirim. Biz Müslümannlar siyasete müdahale edecek bir pozisyonda değiliz fakat Cape sömürge hükümeti bizler adına dilediği gibi kararlar almaktadır. Öyleki Cape Parlamentosu Asyalıların İskanı adında mecliste bir kanun tasarısını onayladı. Bu yasaya göre biz Müslümanlar da Asyalı yada Melez adı altında belli başlı yerlerde oturmaya tabi tutulacağız ki, içimizde Avrupalı beyaz Müslümanlar da var. Buna rağmen dinlerinden dolayı onlar da Asyalı olarak sınıflandırılıyorlar. Peki şimdi ne yapacağız? Onların yerli siyahilere yaptığı gibi çocuklarımızı ve eşlerimizi vagonlara koyup koyun gibi başka yerlere sürmesine müsade mi edeceğiz? Elbette ki hayır! Tabiyki böyle ırkçı bir kanunun geçersizliği için protestolar düzenleyeceğiz.[v]

Müslüman olmaları sebebiyle Osmanlı kökenli vatandaşlar da bu şekilde Güney Afrika’da ırkçılığa maruz kaldılar. Bu noktada sömürgeci Batɪ dünyasɪnɪn Afrika’da ten rengine dayalɪ ayrɪmcɪlɪktan başka dine dayalɪ bir sɪnɪflandɪrma metodu uyguladɪğɪ anlaşɪlmaktadɪr.

Anadolu’da Afro-Türkler

Afrika’da Türkler bu şekilde ırkçılığa maruz kalırken Osmanlı sınırlarında yaşayan Afrika kökenli vatandaşlar subay, doktor hatta pilot olarak yaşama sansına sahip oldular. İşte Dünyanın ilk siyahi pilotu İzmir doğumlu Ahmet Ali Çelikten bunlardan birisiydi. Belgelerin ortaya koyduğu hakikat, Osmanlı toplumunda Afrika kökenli vatandaşlarɪn Batı ülkelerindeki gibi ırkçı yaftalamalara maruz kalmadığɪ yönündedir.

Sömürgeciler Afrika’yı talan ederken Türkler yerli halkla bir olup Libya’yı savunuyordu. Avrupa tarihine bir Korgeneralin yanında Afrikalı yerli bir adam böyle oturamamɪştɪr. Batı dünyası hiçbir zaman Afrikalıya Türkler gibi eşit muamele yapmamɪştɪr.

 

Zenci ile Negro tarihsel bağlamda neden birbirininin karşɪlɪğɪ olamaz?

Osmanlı belgelerinde Afrika kökenli vatandaşlar için kullanɪlmɪş olan Arap yada zenci tabiri, Amerika’da yada Avrupa’daki gibi Negro veya Ebony şeklindeki ırkçı ifadelerle aynɪ değildir.  Negro kelimesi her nekadar siyahi ɪrkɪ kasdetmek için kullanɪlsa da aşağɪlama manasɪnda Afrikalɪyɪ yüzyɪllarca cahil yada gelişmemiş manasɪnda yaftalayarak rencide etmiştir. Zenci kelimesi ise esasında Arapça esmer manasında Zanj yada Zang kelimesinden gelir ki; Zanzibar da aynı terimden türemiştir. Dolayısıyla tarihi bağlamda Zenci kelimesi Negro terimi gibi hakaret içeren bir kelime değildir. Türk arşiv belgelerinde Zenci-Zenciye gibi Afrika kökenli vatandaşlarɪ kasteden onlarca belge mevcuttur.[vi] Buna rağmen günümüzde Türkiye’de Zenci yerine Siyahi, Arap yerine Afro-Türk ifadelerini kullanmak daha yerinde bir yaklaşım olacaktır. Benzer şekilde Batı’nın bir kara mirası olarak kalan Dark Continent yani “Kara Afrika” tabiri de tarihi geçmişi ve manasɪ itibariyle da hatalı bir ifadedir. Günümüzde de-kolonizasyon sürecinin eğitimdeki yüzü olarak nasıl Swaziland ülke adı Eswatini yahut nasıl Bombay tekrar sömürge öncesi Mumbai ismine dönüştürüldüyse zamana uyum sağlamak babında bazı terimlerin eskisi gibi kullanılmaması doğru olacaktɪr.

De-Kolonizasyon Mefhumunu Osmanlı Kaynaklarıyla Yorumlamak

Batının Afrika sömürüsünün savunması genelde “büyük balık küçük balığı yutar” zihniyetine dayanır. İşte bu noktada Afrika’da karşılaştırılması gereken diğer bir “büyük balık” Osmanlı Devleti’dir. Zira Batı dünyasının aksine Osmanlı Devleti’nin Afrika hakimiyeti sömürge anlayışından uzak olup kucaklayıcı olmuştur. Osmanlɪ Devleti emperyalist Avrupalɪlar gibi kimseyi yutmamɪş, olduğu gibi kabul etmiştir. Bunun delillerini çeşitli Afrika ülkelerinde görmek mümkündür.[vii] Fakat en önemli iki somut delili, Afrika topraklarında kimsenin Türkçe konuşmuyor olmasıdır. Hatta daha ileri gidecek olursak Osmanlı alimi  Ebubekir Efendi Ümit Burnu’nda öğrencilerine daha iyi eğitim vermek için yerli dili öğrenip o dilde bir de ilmihal yazmıştır. Batılı misyonerler ise yerlilerin dili, dini ve kültürünü hiçe sayarak onlara kendi dillerini ve dinlerini dayatmış, yerli halkɪ asimile etmiştir.

Şüphesiz Osmanlı kültür mirası Türkiye Cumhuriyeti milletine aittir ve bu mirası Afrika’nın her köşesinde ortaya çıkarmak, Türkiye-Afrika ilişkilerinin temellerini sağlam bir maziye yaslamak açɪsɪndan çok önemlidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Afrika diplomasisindeki kaderini belirleyecek olan etmen, işte yaşlɪ kɪtada bɪraktğɪ bu köklü kültür mirasɪdɪr.[viii]

Notlar


[i] Magubane, Bernard Makhosezwe. 1996. The making of a racist state: British imperialism and the Union of South Africa, 1875-1910. Trenton, NJ: Africa World Press.

[ii] Suret-Canale, Jean, and Till Gottheiner. 1976. French colonialism in tropical Africa, 1900-1945. London: Heinemann.

[iii] Khalifa, Ahmad M. 1979. Assistance to racist regimes in southern Africa: impact on the enjoyment of human rights. New York: United Nations.

[iv] Goldberg, Denis. 2016. A life for freedom: the mission to end racial injustice in South Africa. http://site.ebrary.com/id/11137113.

[v] Cape Argus, S.A Moslem’s Association, 19 Mart 1903, s.3, Güney Afrika

[vi] Gencoglu, Halim, 2020, Türk Arsiv Kaynaklarinda Türkiye – Afrika, Ankara. SR Yayinevi

[vii] Gençoğlu, Halim. 2017. Ottoman traces in Southern Afrika the impact of eminent Turkish emissaries. Libra.

[viii] Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türk evladı ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır” sözü tam da bu meseleye işaret eder.

Dr. Halim Gençoğlu- Cape Town Üniversitesi

Afrikalardan ve Afrikalılar İçin Afrika Medyası (?)

Previous article

Somali Üzerine İnceleme: Türkiye & Somali İlişkileri

Next article

Comments

Leave a reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

More in Analiz