Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk deniz personelinin Aden Körfezi, Somali karasuları ve Arap Denizi’ndeki görev süresini bir yıl daha uzatma önergesini TBMM’ye sundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aden Körfezi, Somali karasuları ve Arap Denizi’nde görev yapan Türk deniz personelinin görev süresini bir yıl daha uzatma önergesini TBMM’ye gönderdi. Pazartesi günü TBMM’de görüşülecek olan önergenin, AK Parti’nin çoğunluğuyla kabul edilmesi bekleniyor. Eğer Meclis önergeyi onaylarsa, bu, tezkerenin 14. kez uzatılması olacak.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla gönderilen tezkerede, Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde vuku bulan deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemlerine karşı, 2008’de Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarının alındığı anımsatıldı. Tezkerede, bu kapsamda TBMM’nin 10 Şubat 2009 tarihli kararıyla, TSK unsurlarının söz konusu bölgede görev yapması için bir yıl izin verildiği hatırlatıldı.
Bugüne kadar birer yıllık yetki süresi 13 kez uzatılan tezkerede, “Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurları konuşlandırılmak suretiyle, bölgede seyreden Türk bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticari gemilerin emniyetinin etkin şekilde muhafaza edilmesi, uluslararası toplumca yürütülen deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle müşterek mücadele harekatlarına aktif katılımda bulunulması, anılan bölgelere yapılan insani yardım faaliyetlerine destek verilmesi, Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının harekat etkinliğinin ve bölgeye ilişkin tecrübesinin artırılması sağlanmış, bu alanda ilgili ülkelerle işbirliğinin sürdürülmesine yönelik milli politikanın desteklenmesi ve BM sistemi içinde, bölgesel ve küresel ölçekte oynadığımız rolün ve görünürlüğümüzün pekiştirilmesi temin edilmiştir.” ifadeleri kullanıldı.
Türkiye’nin, deniz haydutluğu ve silahlı soygunla mücadelede uluslararası iş birliğinin geliştirilmesine önem verdiği, bu alanda yürütülen çabaları en başından beri desteklediği ve BM, NATO, Avrupa Birliği ile Uluslararası Denizcilik Teşkilatı bünyesindeki çalışmalara aktif olarak katıldığı belirtilen tezkerede, şunlar kaydedildi:
“Ülkemiz, BM Güvenlik Konseyinin 16 Aralık 2008 tarihli ve 1851 sayılı kararı çerçevesinde kurulan Somali Açıklarında Deniz Haydutluğuyla Mücadele Temas Grubu’nun çalışmalarına kurucu üye olarak iştirak etmiştir. TSK deniz unsurları, 2009-2016 yılları arasında yürütülen NATO’nun Okyanus Kalkanı Harekatı’na ve 2009 yılında bu yana Birleşik Deniz Kuvvetleri bünyesinde oluşturulan Birleşik Görev Kuvveti-151’e (CTF-151) dönemsel olarak firkateyn-korvet ile katılmıştır. Ülkemiz, 2009-2020 yılları arasında 6 defa CTF-151 Komutanlığı görevini üstlenmiş olup 24 Temmuz 2024 tarihinde söz konusu görevi yeniden devralacaktır.
Bu mülahazalarla, gereği, kapsamı ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, TSK deniz unsurlarının bölge ülkelerinin karasuları dışında olmak üzere Aden Körfezi, Somali açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle mücadele amacıyla görevlendirilmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için Anayasa’nın 92’inci maddesi uyarınca 10 Şubat 2024 tarihinden itibaren bir yıl süreyle izin verilmesi hususunda gereğini bilgilerinize sunarım.”
Görev süresinin uzatılması kararı, Aden Körfezi, Somali karasuları ve Arap Denizi’nde seyreden uluslararası gemilere karşı korsanlık ve deniz terörizmiyle mücadele amacıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına dayanıyor. Tezkere, Türk deniz personelinin bölgedeki Türk bandıralı ve ticari gemilere güvenlik sağlamasının yanı sıra, deniz korsanlığı ve terörizmiyle mücadelede diğer ülkelerle ortak operasyonlara katkıda bulunduğunu belirtiyor. Ayrıca, önerge bölgedeki insani yardım faaliyetlerini kolaylaştırmayı da hedefliyor.
Aden Körfezi, Orta Doğu ham petrolü için stratejik bir enerji rotası olması nedeniyle uluslararası öneme sahip bir bölge. Özellikle Yemen yakınlarındaki Bab al-Mandeb boğazı, dünyanın dördüncü büyük petrol geçiş noktasını oluşturuyor. Son günlerde ABD ve İngiltere’nin Husilere yönelik hava saldırıları ve Husilerin Kızıldeniz’deki uluslararası nakliye yollarına saldırıları, bölgedeki gerilimi artırmış durumda.
Erdoğan, ABD ve İngiltere’nin Yemen’deki Husilere yönelik hava saldırılarını sert bir dille eleştirerek, “Her şeyden önce bunlar orantılı değil. Sanki Kızıldeniz’i kan gölüne çevirmek istiyorlar” dedi. Türkiye’nin bölgedeki deniz personeli, stratejik önemini koruyarak uluslararası çabaların bir parçası olarak görevine devam ediyor.
ABD’nin Husilere yönelik saldırılara misilleme yapma olasılığı belirsizliğini korurken, bölgedeki gelişmeler ve Türkiye’nin rolü, uluslararası ilişkiler açısından dikkatle takip edilmeye devam ediyor.












Comments