Britanya parlamentosunun üst kanadı, Rishi Sunak’ın sığınmacıları Ruanda’ya gönderme planlarını bir kez daha yenilgiye uğratarak, başbakanın partisinin seçim şansını değiştirmeye yardımcı olabileceğini umduğu bir politikayı geciktirecek ancak engellemeyecek değişiklikler önerdi.
Sunak, bu yılın sonunda kaybedeceği tahmin edilen bir seçim öncesinde Ruanda planına büyük bir siyasi sermaye yatırdı ve bunun, küçük teknelerle izinsiz olarak Britanya’ya gelen binlerce insanı durdurma vaadini yerine getirmeye yardımcı olacağını söyledi.
İngiltere’nin seçilmemiş üst meclisi olan Lordlar Kamarası, parlamentonun alt kanadı Avam Kamarası’nın Pazartesi günü ikinci öneri setini reddetmesinin ardından üçüncü kez yeni yasada değişiklik yapmaya çalıştı.
Ancak Salı günü yapılan bu hamlenin, mevzuatın bu hafta onaylanmasını ve dolayısıyla yasalaşmasını engellemesi pek mümkün görünmüyor. Sunak, Ruanda’ya uçuşları mümkün olan en kısa sürede başlatmayı umuyor, ancak plana hala mahkemelerde itiraz edilebilir.
Uluslararası hukuk
Lordlar Kamarası, mevzuatın uluslararası hukukla uyumlu olmasını öngören bir değişiklik de dahil olmak üzere dört öneri lehinde oy kullandı.
Yasa şimdi Çarşamba günü Avam Kamarasına geri dönecek ve Muhafazakar milletvekillerinin önerilen değişikliklere karşı oy kullanması bekleniyor.
Üst meclis daha sonra seçilmiş milletvekillerini herhangi bir değişiklik yapmaya ikna edemediğine karar verebilir ve yasayı geçirmeye karar verebilir.
İki yıl önce formüle edilen politika uyarınca, küçük teknelerle tehlikeli Kanal geçişlerini caydırmak ve insan kaçakçılarının iş modelini çökertmek için İngiltere’ye yasadışı yollardan gelen her sığınmacı Doğu Afrika ülkesine gönderilecek.
Yüksek mahkeme kararı
Haziran 2022’de planlanan ilk sınır dışı uçuşu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından engellenmiş, geçen yıl da Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi planı hukuka aykırı ilan etmişti.
Sunak’ın mevcut bazı insan hakları yasalarını ortadan kaldıran yeni yasası, Ruanda’nın İngiliz yargıçlar tarafından güvenli bir yer olarak görülmesi gerektiğini belirterek Yüksek Mahkeme’nin kararını geçersiz kılmak ve bireylerin temyiz seçeneklerini yalnızca istisnai durumlarla sınırlamak üzere tasarlandı.
Aralarında kendi partisinden üst düzey isimler ve Canterbury Başpiskoposu’nun da bulunduğu eleştirmenlere göre bu politika ahlak dışı, uygulanamaz ve muhtemelen uluslararası hukuku ihlal ediyor. Ancak, bazı sağcı Muhafazakar milletvekilleri, yeterince sert olmadığı için işe yaramayacağını söylüyor.
KAYNAK: REUTERS













Comments